Ölümsüz olmak nasıl olur, ebediyete kadar yaşamak ve anılmak. Yıllarca insanların dillerinde düşüncelerinde ve sohbetlerinde yer almak. William Shakespeare'in çok sevdiğim ve her defasında vurguladığım bir sözü var; ''Bir ulusun türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür.'' Bizde ise durum ne yazık ki tam tersi. Başımıza taç edeceğimiz insanları ayağımıza paspas etmeye kalktık yüzyıllardır. Türkülerimizi yapanlardan Pir Sultan Abdal'ı asarak, Nesimi'nin derisini yüzerek cezalandırdık. Şah Hatayiyi dinsiz ilan ettik. Peki ne yapmıştır Şah İsmail şiirler yazmıştır o güzel Türkçesi ile. ne güzel diyor bir şiirinde;
Akan sulardan ibret al, yüzünü yerlere sürüyüp gider. Hatayi
Hakikat bir gizli sırdır, Açabilirsen, gel beri!
Küfr içinde iman vardır, Seçebilirsen, gel beri!
Şah Hata'i'm eydir heman Dağları bürüdü duman.
İşte incil, işte Kur'an, Seçebilirsen, gel beri.
İşte güçlü olmak budur! Zorbalıkla, eşkıyalıkla ve baskı ile hiç kimse ebediyete kalmaz, ancak nefret ile kalır. Türküler yazanlar insanların yüreklerinde kalır dillerde sevgi ile anılır. Doğacak binlerce çocuk yaşatır onların isimlerini. Her insan tıpkı yunanlı savaşçı Archiles (Aşil) gibi tarihte yer almak ister. Ancak insanların kavrayamadıkları şey bunu baskı, zorbalık, savaş veya bir kaba kuvvete dayalı olarak yapmak istemeleridir. Ancak en önemli olay ise tarihe geçerek anılırken nasıl anılacağı meselesidir. Sevgiyle mi nefretle mi? Tartışmasız her insan sevgi ile anılmak ister. Bunun için yapması gereken insana önem vermektir. İnsanların gönüllerine girmektir. Bunun en güzel yolu ise türkülerdir. Bozkırın tezenesi o kadar güzel söylemiş ki; ''Nerde bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur...'' Pir Sultan Abdal'ın türküleri vardı,çünkü iyi bir insandı. Sizde iyi bir insan olun ki Türküleriniz olsun! 95'te Sivas'ta ozanlarımız, aydınlarımız, şairlerimiz yanarken etrafı aydınlatan o alevler aslında bizim geleceğimizi karartıyordu ancak kimse farkına varmadı. O yanan güzel insanlar nice güzel türküleri ile göçüp gittiler. Yüzyıllardan beri giden bütün ozanlarımızdan, aşıklarımızdan, şairlerimizden insanlığa türküler kaldı. Bizlere ise; yobazlar ve gericiler geleceğimizi karartırken susup izlediğimiz için büyük bir utanç kaldı!
Yorumlar
Yorum Gönder