Yine geldi soğuk aralık ayı. Her ülkede kış ayları soğuk geçer. Bizim ülkemizde ise çok daha soğuk geçer. Soğuk ve bir o kadarda ıssız. Çünkü ateşimizi, geleceğimizi, aydınlığımızı kaybettik biz. Tam 12 yıl oldu o aramızdan ayrılalı, tamı tamına 12 koca yıl. Gözümüzden kıymetli tuttuğumuz aydınımızdı o bizim. Onun için gözünden vurdular onu. Kimden mi bahsediyorum. Necip hocadan tabiikide. 18 Aralık 2012 günü aramızdan ayrılan Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'ndan. Kısaca bahsedelim o zaman kimdir o. Kırım göçmeni bir ailenin oğlu olarak 1954 yılında Ankara'da dünyaya geldi. 1977 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulundan mezun oldu. Hayatı boyunca iki ismi örnek aldı ve onların izinden gitti. Gericiliğe ve cehalete karşı en büyük savaşı başlatan iki büyük Türk olan Mustafa Kemal Atatürk'ün ve İsmail Gaspıralı'nın izinden. Yılmadan ve yorulmadan. İsmail Gaspıralı'nın temel felsefesi olan ''Dilde-Fikirde-İşte Birlik'' sloganını benimsedi. Yine Gaspıralı'nın dediği ''Millete hizmet etmek istiyorsan elinden gelen işle başla'' sözünden yola çıktı. 1977 yılında ''Dilde-Fikirde-İşte Birlik'' adıyda aylık yayımlanan dergi çıkartmaya başladı. Tıpkı Cengiz Dağcı gibi oda yüreğinde yatan Kırım hasreti ile yaşadı. 1944 yılındaki Kırım sürgünü ve Kırım Türklerine uygulanan baskı, terör ve şiddet olaylarını anlattığı Kırım'da Türk Soykırımı isimli o muhteşem eserini 20 yaşında yayımladı. Sadece Kırım Türkleri değil Türkiye dışındaki Türk topluluklarının yakın tarihi ile ilgili olarak bir çok çalışmaya imza attı. Hele ''Kemal'in Öğretmenleri'' isimli o muhteşem makalesi her fırsatta okunmalıdır. Necip Hablemitoğlu her zaman ileriyi gören ve Türkiye'de daha önce kimsenin değinmediği konulara değinen bir insan oldu her zaman. Bergama'da siyanür ile altın arayan Alman vakıfları ile ilgili ''Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası'' isimli kitabı, Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyetlerin tertiplemiş olduğu Milli Mücadele Döneminde Yeşil Ordu Cemiyeti isimli kitabı ( Doktora tezidir ) en bilinenleridir. Ölümünden 3 ay önce yayınladığı ve emniyet içerisinde yer alan fettullahçı yapılanma ile ilgili araştırmalarını yazmış olduğu Köstebek isimli kitabı bugünlerde sıklıkla tartışılan paralel yapı meselesini daha o günlerden anlatmıştır. Onlarca ölüm tehdidine rağmen asla geri adım atmadı. Kendisine yönelik yapılan bütün uyarılara rağmen verdiği cevap ise kesindir; Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter ve laik yapısına göz diken tüm unsurlara karşı bunca zahmete ve mihnete değer mi, diyorsanız, Atatürk'ün manevi mirasçısı olarak 'evet, değer' diyorum. Çünkü Türküm ve başka Türkiye yok! Kitapları ve araştırmaları konularına girdiğimiz zaman asla çıkamayacağımız için kısaca değindim. Eğer kitaplarını, yazılarını ve konferanslarını incelerseniz ne kadar büyük bir insan olduğunu anlarsınız. Ve ülkemizin ne kadar sahipsiz bırakılıp yalnızlaştırıldığını da. Ama en önemlisi kış aylarının bu memlekette neden bu kadar soğuk geçtiğini anlarsınız. Daha fazla yazmaya gerek yok sanırım. Teşekkür ederim...

Teşekkür ederiz güzel bi değerlendirme olmuş
YanıtlaSil